MK-Kullanıcı
No avatar Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
07 Eylül 2010, 15:14:35
Yardım Ana Sayfa Yardım Ara Giriş Yap Kayıt Yardım


Reklamlar
. .
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Ahmet Hamdi Tanpınar  (Okunma Sayısı 248 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Üye Bilgileri eyp_grkm
ASİSTAN FORUMCU
***

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: Ankara
Giriş Kayit tarihi 10 Ağustos 2008, 22:15:38
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 236

REP: +1/-0
İrtibat
Üyelik Bilgileri Offline Offline
« : 11 Ağustos 2008, 11:32:37 »

Ahmet Hamdi Tanpınar


Ahmet Hamdi Tanpınar, 23 haziran 1901'de İstanbul'da doğdu. Babası, Kadı Hüseyin Fikri Efendi'dir. Babasının memuriyet hayatına bağlı olarak çeşitli illerde ilk, orta ve lise öğrenimini yaptı. Antalya Sultanisi'nden mezun olunca, İstanbul'a geldi (1918). Parasız yatılı bir okula girmek zorunda olduğu için, müsabaka imtihanını kazandığı Baytar Yüksek Okulu"na girdi. Fakat bu mesleğe eğilimi yoktu, bir yıl sonra bir kolayını bularak İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi'ne yazıldı.

Bu sıralarda üniversitede edebiyat tarihi okutan Yahya Kemal'in öğrencisi oldu. Yahya Kemal, genç Tanpınar üzerinde derin bir tesir yarattı. Bu etki, hayatının sonuna kadar sürmüş ve Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyatta ve fikriyatta hocası olan Yahya Kemal'in çevresinden hiç kopmamıştır. Fakülteyi bitirince (1923), Erzurum Sultanisi'ne edebiyat ve felsefe öğretmeni olarak atandı. Bundan sonra sırasıyla Konya, Ankara (Gazi Eğitim Enstitüsü) İstanbul Kadıköy Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1934 yılında, Ahmet Hamdi Tanpınar'ı Güzel Sanatlar Akademisi Sanat Tarihi öğretmeni olarak buluyoruz (1934). Bu dönem içinde yazdığı şiirler, hikâyeler, makalelerle dikkati çeken Tanpınar, 1939 yılında İstanbul Üniversitesi'nin Edebiyat Fakültesi'nde kurulan Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü'nün başına getirildi.

Artık Tanpınar, şair, hikayeci, romancı, denemeci olarak adını duyurmuştu. Şiirleri bir çevre tarafından seviliyor, bir çevre tarafından eleştiriliyordu. Çünkü şiirlerinde sanatın sanat için olduğu düşüncesinden hareket ederek yazıyor, ince hayaller, psikolojik imajlar, bilinçaltı kaynaşmalarıyla dolu mısralar ortaya çıkarıyordu. Sanatın, toplum için olduğu düşüncesinde birleşenler, Tanpınar'ı eleştiriyorlar, kendi saflarına çekmeye zorluyorlardı.

Ahmet Hamdi Tanpınar, bütün bunların arasından sessizce sıyrılmasını bildi. Kimin ne söylediğini düşünmeden, kendi anlayışı içinde şiirlerini sürdürdü. Şiirlerinde, doğa ve insanın meçhule gidişindeki dram, mısra mısra işlenir.

1942'de Maraş milletvekilliğine seçildi. Tanpınar'ın politikayı sevdiği ve hele ısındığı söylenemez. Bir devre milletvekilliğini tamamladıktan sonra, tekrar mesleğine döndü. 1946'da Millî Eğitim müfettişi, 1948'de Güzel Sanatlar Akademisi sanat tarihi hocası ve hemen ardından aynı yıl eski görevi olan İstanbul Üniversitesi'ndeki yerini aldı.

1962 yılına kadar süren bu görevi sırasında, Türk Edebiyat Tarihi üzerinde derin çalışmalar yaptı. "19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi" adlı kıymetli eseri bu sırada oluşmuştur. Kendisinden önce yapılan edebiyat tarihlerinden büyük farklar gösteren bu eser, günümüzün boşluklarından birini doldurmuş bulunuyor. Yahya Kemal'in tarih görüşünden hareket eden Tanpmar, on dokuzuncu yüzyıl yazar ve şairlerinde millî motifin nasıl geliştiğini büyük bir dikkatle ortaya çıkarmıştır.

İlk şiiri, Celâl Sahir'in çıkarmakta olduğu "Altın Kitap" adlı bir dergide yayınlandı: "Musul Akşamları." (1920). Sonra, 1920-21 yılları arasında Tanpınar'ı "Dergâh" yazarları ve şairleri arasında görüyoruz. 11 kadar şiiri, hemen kısa aralıklarla bu dergide çıktı. Sonraları Millî Mecmua, Hayat, Görüş, Varlık, Oluş ve Ülkü dergilerinde zaman zaman görüldü. Şiirlerin toplanıp yayınlanması için 1961 yılını bulmamız gerekmiştir.

Tıpkı hocası Yahya Kemal gibi, kafiyenin ve veznin şiirde müzik görevi yapmadığına inanıyor, mısraların kelime örgüleri ile bir müzik yarattığını savunuyor ve şiiri ile bunu ispatlamaya çalışıyordu.

Yahya Kemal, "Itri" şiiri ile bir Osmanlı yüzyılını anlatmıştı. Tanpınar, bir şehrin hayatını dile getirdi:

"Bursa'da eski bir cami avlusu
Mermer şadırvanda sakırdayan su
Orhan zamanından kalma bir duvar
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar

Yekpare bir anda gün, saat, mevsim
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın.
Güvercin bakışlı sessizlik bile
Çınlıyor bir eski zaman vehmile..."


"Zaman" adlı şiiri, hem şairliğine, hem metafizik kaygılarla "Zaman" tefekkürüne güzel bir örnek olduğu için buraya alıyoruz:

"Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında.
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmaz akışında

Başım sükûtu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen
İçim, muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim."

Çalışmalarının en verimli olduğu bir çağda, 1962 yılında hayata gözlerini yumdu. Arkasında, şiirli bir tarih, fikirli bir şiir, sağlam bir dünya görüşü bıraktı.
Logged

Ya Tozu Dumana Katarsın Ya Da Tozu Dumanı Yutarsın...!
Sponsor Bağlantı

. .
Logged
Üye Bilgileri Dream
REKTÖR
ORDİNARYUS FORUMCU
******

Nüfus Cinsiyet: Bay
Konum Nerden: MATEMATİK ÖĞRETMENİ
Giriş Kayit tarihi 04 Eylül 2007, 00:58:19
Toplam İleti Mesaj Sayısı: 25267

REP: +5000/-6
İrtibat
Üyelik Bilgileri Offline Offline
« Yanıtla #1 : 05 Eylül 2008, 00:01:52 »

teşekkürler güzel bir kaynak eline sağlık
Logged

<a target='_blank' href="http://www.superteklif.com/SuperUye/SuperUyeFormu.aspx?bid=a2f1651c-9452-47fb-9dba-44ba96c72b65"><img border=0 src=../images/banner/2/728x90.gif /></a>
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
USAK UNiVERSiTESi FORUMLARI  |  FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ  |  Tarih Bölümü  |  Konu: Ahmet Hamdi Tanpınar
Gitmek istediğiniz yer:  



Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
SADECE PAYLASIM-USAKUNiV Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
tema ShaLgamarsiv 2 Herşey Bedavasite ekle

Eğitim ve Ögretim Genel